taksim : kallavi cafe
Herkese selamlar şu anda kallavi kafe’den manzaraya bakarak sizlere yorumlarımı yazıyorum
kallavi kafe ne zamandır gelmek istediğim biryerdi kısmet bugüneymiş.. 3 kafadar önce sıcak beef sandwichlerimizi yedik (menüden bakmak isteyenler 64 numaralı yiyecek
) son derece hafif bir yemekti içinde salata, patates tava ve büyük bir sandaviç geldi . Daha sonra kallavi’de garsonun önerdiği vişne-nane’li nargilemizi çekmeye başladık

cafe callavi menü
3 katlı olan bu yerde biz en üst kattaki teras’ta oturuyoruz. nefis bir deniz manzarasıyla boğaz ayaklarımızın altında adeta
ayrıca çok havadar olması nargile içerken baş ağrısını yok ediyor. yaşasın oksijen
sıcak beef sandavic’in tadı güzeldi ama aynı şeyi vişne-nane nargilesi için söyliyemem (malum o kadar nargile yeri gezmişliğim var farkı anlamam uzun sürmedi
) gerçek portakal ve limon kabuklarıyla yapılmış nargileleri dikkat çeksede tatdan daha çok göze hitap ediyor meyvenin nargilenin tepesinde takılı durması..

kallavi'de sandaviç
Normal nargileler 12 tl ve bahreyn,üzüm gibi nargileler 13 tl alangirli meyvalı nargileler ise 15 tl
yemekleride fiyat açısından iyi sıcak beef sandiviç 6.50 tl ki bu fiyata ıslak hamburgerden daha sağlık bir yemek yemiş oluyorsunuz
Sonuç olarak taksim kallavi nargile cafe fiyatları uygun , başınızı dinleyebileceğiniz güzel bir yer.
buraya nasıl gelirim diyorsanız beyoğlu- istiklal caddesinden aşağa doğru yürümeniz gerekiyor yapı kredi sanat merkezini geçtikten sonra sağdan 3 sokak saymaya başlıyoruz
ve kafe’nin ismini aldığı kallavi sokaktan içeri giriyoruz. apartman tarzı bir yere girerken önce ön yargılarım vardı nereye gidiyoruz demedim değil

cafe kallavi'nin eşsiz manzarası
ecem 22:08 on 26 Haziran 2009 Permalink
volkan, ısırılmamış sandiviç koysaydınız keşke, yine de beğendim. en yakın zamanda gideceğim.
volkan 22:10 on 26 Haziran 2009 Permalink
ısırdıktan sonra aklımıza geldi fotoğraf çekmek,daha gerçekçi oldu hem
floridian 23:05 on 26 Haziran 2009 Permalink
tadına bakmadan fotoğraf çekmek istemedik
ecem 00:08 on 27 Haziran 2009 Permalink
haklısın floridian.. çok doğru bir yaklaşım..
mehmet 18:43 on 19 Temmuz 2009 Permalink
binalar bozmuş ama anlattığın gibiyse en yakın zamanda gideceğim.Bu arada hangi nargileyi tavsiye edersin
))
volkan 20:59 on 19 Temmuz 2009 Permalink
selam mehmet ben orda bizzat vişne-nane nargile içtim ama natural elma veya portakal ile yapılmış nargileyi tavsiye ederim
mehmet 18:02 on 21 Temmuz 2009 Permalink
biz 17 yaşındayız gitsek bi problem çıkarmazLAr değilmi ?
kız arkadaşımı da alıcam yanıma sora karizmayı çizdrmeyelim
soneic 18:14 on 21 Temmuz 2009 Permalink
fiziğin 18 i gosteriyomu mehmet kardeş?
volkan 23:14 on 21 Temmuz 2009 Permalink
yok mehmet bir yemek söyle önden arkadanda nargileyi söyle tıpış tıpış getirirler
mehmet 15:48 on 22 Temmuz 2009 Permalink
1,92 boy war ama sakal yok işte.Ama kızlar da kılsız erkeklerden hoşlanıyolar :d neyse fazla çarpıtmayım dediğin gibi yaparım volkan (abi/kardeş). Teşekkürler bu arada ilgilendiğiniz için !
volkan 15:56 on 22 Temmuz 2009 Permalink
ne demek mehmet kardeş gidip gezdikten sonra beğendiğin yerleri de yazman bizle paylaşman dileğiyle
mehmet 15:57 on 22 Temmuz 2009 Permalink
Tabikide paylaşırım. NE demek
soneic 16:07 on 22 Temmuz 2009 Permalink
Bende gitmek istiyorum.Ama fiyatlar hakkında bir bilgim yok fiyatlar hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
pavel 16:17 on 22 Temmuz 2009 Permalink
volkan 18:02 on 22 Temmuz 2009 Permalink
pavelcim tamamen objektif yazıyorum rahat ol fiyatlar aynen öle
fiyatlar orta şekerli denebilir
Liar 17:01 on 23 Eylül 2009 Permalink
daha kapalı bi mekan en iisi ..;)
Küb^^ 22:52 on 17 Nisan 2010 Permalink
Kallavi her hafta kesinlikle uğradığım bi mekan.. deniz manzarasına karşı oturup nargıle içmek gibisi yok.. cok sıcak bı ortam.. herkesın gıdıp gormesı gereken bı mekan.. pısman olmazsınız hıc bı sekılde .. ayrıca kallaviye gittin mi elmalı nargile içiceksin (:
Fly 23:13 on 27 Temmuz 2010 Permalink
Sevgilimle Taksim meydanındaki küçük tramvayın durağında buluşur bu kafeye giderdik, ne güzel günlerdi ya, özledim
semih 10:56 on 31 Temmuz 2010 Permalink
çay ne kadar burada