Hollanda – Amsterdam
Amsterdama gitmeden önce arkadaşımla ülke seçme kavgasına girmiştik. Ben İrlanda diye bastırırken o Hollanda diye bastırıyordu en sonda bu iş yazı turaya kaldı (ciddiyim). Gelen tura ile ülke belli oldu > Hollanda. Gitmemize 1 hafta kalmıştı ve biz daha uçak bileti, otel rezervasyonu yaptıracaktık. Ne kadar otel varsa araştırdım zaten 1 hafta kala rezervasyon yapılırsa yer de zor bulunur. En sonunda tüm gecemi vererek şehir merkezine yürüme mesafesi olan bir otel buldum. Hotel Paganiniye rezervasyonu yaptırdıktan sonra sıra geldi uçak biletinede rezervasyon yapmaya.. Onuda hallettik ve THY ile 31 Ocak 2007’de havalanmaya başladık.
Uçuşumuz yaklaşık 3 saat 55 dakika sürdükten sonra Schiphol hava alanına inişimizi başarıyla gerçekleştirdik gerçi uçakta biz dahil neredeyse 20 kişi vardı bu da bize garip gelmişti doğrusu. İnişte aslında tram(Amsterdam’ın tranvayı) kullanarak hava alanından çok rahat istediğiniz yere gidebilirsiniz çünkü Amsterdam çok büyük bir şehir değil. Biz tabi gittiğimizde bunu bilmediğimiz için hava alanının önünden Taksi beklemeye başladık bekledik diyorum çünkü epey uzun bir kuyruk vardı. Neyse sıra bize geldi Mercedes C serisi taksimize binip otelin yolunu tutmaya başladık. Bu arada tüm taksiler Mercedes yada Van. Taksicinin aynada duran taksi kimliği gözüme çarptı isimde Doğan yazıyordu ama biz Türkçe konuşmamıza rağmen arkadaşımla hiç ses etmedi. 20 dakika süren taksinin bizi otele götürmesi 40 euro tutmuştu. Otele giriş yaparken resepsiyondaki güzel hatuna ödememizi yaptıktan sonra odaya yerleştik.
Televizyonu kurcalarken “Trt İnt”’i buldum onun üstüne bir Türk kanalı daha bulmuştum ama o sonra ortadan kayboldu. Arkadaşım clubber bir genç olduğu için Türkçe kanal kavgası yapmaya başlamıştık. Tabi bunlar hep şakasınaydı. Hadi etrafı gezelim dedim ve fırladık odadan kendimizi sokağa attık. Başladık yürümeye acıkmışızda kendimizi Leidseplein’de bulduk otel buraya 5 dakikaydı. Hemen Burger Kinge daldık ve biraz atıştırdık. Bu arada bu ülkede ot kullanmak serbest tabi bize uzak olsun. Gündüz 12 civarı yürürken bir coffee shop gözüme takıldı içerde daha günaydın demeden tüttüren insanlar vardı yazık tabi. Neyse Yemeği yedikten sonra Leidsepleinden aşağı doğru yürümeye başladık kendimizi bir anda o ünlü Dam Square da bulduk. O kadar yakın ki heryere yürüyerek gidebilmek mümkün. Dam Square’ı inceledikten sonra neyini incelediysek. Gitmeyenin bile duymuş olduğu Red Light District’e doğru yol aldık. Burada belki bilmeyenler vardır. Hayat kadınlarının konuşlandığı bir bölge devlet kontrolünde bir sex bölgesi. Kırmızı ışığı yananlarda kadın mavi ışığı yananlar erkekten kadın yaratma modeli.. Tabi burada dar sokaklar karsilikli tek odalı kadınların bulunduğu yerler ve her dükkan önünde insanlar.. Türk görmek çok mümkün hatta %100 görmek durumundasınız çoğunun ağzından çıkan laf “Vay a.q garıya bak”. Kadınlar 50 euro bu arada bilginiz olsun. Buradan ilerledikçe Red Light District’in meydanına çıkıyoruz bu meydanda canlı sex şovlar, dvd, pornografik ne ararsanız bulabilirsiniz. Aynı zamanda Central Station yolunda Sex Museum var giriş 3 euro ben madeni para verdim adama bana aynen şöyle dedi “burası manavmı” tabi bunun üzerine sussun diye kağıt verdik içeride işte sex’e dair aklınıza ne gelirse var canlı bir şey yok. Biz artık yorulduğumuz için dönüşte trama atlayıp 0.6 euro verip otelimize doğru gittik. Ertesi gün kalktığımızda hava buz gibiydi.
Otelin hemen yanında Heineken Experience vardı. Burası ünlü Heineken biralarının nasıl yapıldığı, tarihsel gelişimi ve 2-3 simülatörün olduğu bir müze. Girişi 10 euro. İçerde 2 tane bedava bira içme şansına sahipsiniz.
Mutlaka burayı görmelisiniz. Çıkışta küçük süs olsun diye bir gerçek olmayan bira şişesi veriyorlar. Heinekenden çıkışta gözümüze 2 kız çarptı daha doğrusu onlar bize doğru geliyorlardı. Floridalı kız, akşam partimiz var gelirmisiniz diye tanıtımını yapıyordu. Bizde zaten gece çıkacaktık. 5 nightclub’a götürüyorlar ve her club girişi 1 bira bedava ilk katılanlara 15 euro 2. katılanlara 10 euro. İsimleri PubCrawl. Saat 21:00’de Dan Murphys barda toplanıyorlar. Amaçları gelen turistleri Amsterdamın gece hayatıyla tanıştırmak. Sabah 05:00’e kadar non-stop eğlenceden sonra otelin yolunu tuttuk. Yürüyerek tabi. Amsterdamda istediğiniz gibi davranabilirsiniz. %100 güvenli bir şehir. Geçte farketsek otelin arka tarafında bir akşam yemeği restoran arama sevdasına dolaşırken bir sokak ve full Türk restoranları gördük. Hemen tabelalara bakarken “PATİLA” yazısı ve altında Börek-Baklava yazan yere girdik. İskender siparişimizi verirken sahibiyle muhabbete daldık. Gerçekten çok cana yakın bir kişiydi Türk tabi. Biz buraya abone olduk sabah kahvaltısı ve akşam yemeklerini Patilada yedik. Ünlü Vondelpark’a gittik ama bizi pek tatmin etmedi.
Tamam güzel yeşillik doğa falanda bize göre bir şey yoktu. Amsterdamda zaten ben yerli nüfusu göremedim nerdeyse çoğunluk turist ya da başka ülkelerden çalışmaya gelmiş insanlar. Herkes İngilizce biliyor bu konuda hiç sıkıntı çekmedik. Otobüs şöföründen bisikletcisine kadar… Bisiklet diyince aklıma geldi Bisiklet pazarı resmen heryer bisiklet araba yok denecek kadar az gerçekten yok bisikleti olan yaşıyor orada. Herkesin bisikleti var. Kiralayıp ben bir Amsterdam turu yapacağım derseniz adresMac Bike. Hard Rock Cafe Amsterdamada uğradık tshirtlerimizi aldık. Bir gece Grand Holland Casinoya yolumuz düştü maksat gezmek ya içerisi epey dolu ve insanlar deli gibi poker, jackpot vs. oynuyor. Hemen yan tarafında Lido Show var. Dans gösterisi biz girmedik bizi kesmez diye. Amsterdamın en büyük gece kulübüne gittik. Yürümek bize artık koymuyordu.
Rembrand Square’da Escape var buranın en büyük gece kulübü zaten bu squareda bir çok gece kulübü var. İsimlerini hatırladıklarım Smokeys, JV buraları öneririm. Escape bizi pek sarmadı girişimizle çıkışımız bir oldu zaten. Sonra bizim PubCrawl grubunu gördük yolda herkes artık kankaydı. Onlara katıldık ve o gecede epey eğlendik.

ee Shoplarda sadece bunlar değil normal olarak kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Espresso vs. normal bizim Starbuckslar gibi. Bu arada unutmadan orada Starbucks yok. Telefon kartı alın bu arada boş yere telefonunuzu yazdırmayın 10 euroya 8 gün konuştum gayet hesaplı. Turist infolardan edinebilirsiniz. XXX Amsterdam yazan hediyeliklere doğru yöneldik biz bu arada tshirt vs. ne bulduysak topladık.

En önemlisini söylemeyi unuttum Madame Tassuad’a mutlaka ve mutlaka gidin giriş 20 euro çok eğleneceksiniz bizim yaptığımız karaoke görülmeye değer. İçeride Brad Pitt, Jennifer Lopez, DJ Tiesto vs. var. Hepsini yazmıyorum herkes var gidin görün o kadar …





