Tagged: amerika RSS

  • floridian 18:03 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: amerika, bourbon caddesi, lousiana, new orleans gezisi   

    New Orleans : Bourbon Street 

    Louisiana eyaletini çoğunuz ya basketboldan ya da 2005 yılında yaşanmış olan Katrina kasırgasından duymuşsunuzdur. New Orleans’ta Louisiana eyaletine bağlı bir ufak eğlence şehiridir. Ufak dediğime bakmayın ufak kısmı sadece Bourbon Street için geçerli. Yaşanmış olan üzücü olaylara rağmen New Orleans hala ayakta ve dimdik! New Orleans’ta gerçek yaşam akşam 6′dan sonra başlıyor yani gün batıyor şehir kendisini Bourbon Caddesine bırakıyor. Bu cadde 4-5 kilometre uzunluğunda barlar, striptiz kulüpleri, canlı müzik, canlı şovlar (yetişkinler için olanı), hediyelik eşya dükkanları, sokakta dans edenler, sarhoşlar … Bu kadar da değil tabii ki Bourbon Caddesinin sembolü olan renkli boncuklar ve bu boncukların balkondan aşağı atılması.. Bu renkli boncukların raconu; aşağıdan geçen kadınların memelerini açmaları için atılmasıdır. Garip geliyor değil mi ? Elinizde renkli boncuklar ve sağa sola balkonlardan sallıyorsunuz. Genelde kadınlar da bu nezaket karşısında memelerini gösteriyorlar ve bundan zevk alıyorlar. Tabii ki açmak zorunda değiller ola ki yolunuz Bourbon’a düşer sevgilinizle yürürken bir boncuk kolye önünüze düşerse sadece o boncuğu boynunuza takıp yürüyünüz sonra başkasına çıktığınız balkondan atarsınız. Bu arada boncuklar hediyelik eşya dükkanlarında 10 tanesi 3$ civarında satılıyor. Ama ben yerden alırım derseniz buyrun dükkan sizin. Karşılıklı barlara giriş ücretsiz istediğiniz gibi girip çıkabilirsiniz.

    Cadde üzerindeki striptiz kulüplerine girişte ücretsiz ama içeride bir içecek içmek zorundasınız önemlileri arasında :  Rick’s Cabaret, Temptations, ve Larry Flynt’s Barely Legal Club. Önemli barlar arasında ise : Johnny White’s, The Famous Door, Razzoo ve The Cat’s Meow. Bunlar tahmin ettiğiniz gibi girilip çıkılabilecek türden küçük küçük barlar. Zaten bütün bu barlara gece boyunca girip çıkıyorsunuz ki bazılarına kalabalıktan girilmiyor bile. Herhangi bir kıyafet kodu yok ister şortla ister kotla rahatça eğlenebilirsiniz.

    zayıflamak isteyenler içinde bire bir bu 4-5 kilometrelik caddeyi gece boyunca 15-20 kere gidip geliyorsunuz sonucunda sabaha karşı bu yürümenin acısı çıkıyor. Birde en önemli festivallerinden biri olan Mardi Gras festivali var ki gün boyunda her yer rengarenk kıyafetlere bürünüyor. 2009 yılındaki festival geçtiğimiz Şubat ayındaydı, ama 2010 için iş, gezi, okul vb. nedenlerle New Orleans ya da yakınlarında iseniz mesela Alabama, Mississippi,  Şubat 16 2010′da ziyaret etmenizi şiddetle öneriyoruz.

    Ben canlı Bourbon caddesini izleyeceğim diyorsanız şuraya

    Ben 2009 yılındaki Mardi Gras fotoğraflarına bakacağım buraya

    Yok ben doymadım biraz da gezgezyaz.com’un çektiklerine bakacağım

     
  • floridian 18:02 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: amerika, destin gezisi, , work and travel   

    Florida : Destin 

    “Heaven on the Earth” (Dünya üstündeki Cennet) diyorlar kendisine, doğruda söylüyorlar. Metropol gürültüsünden, kalabalıktan ve insanı rahatsız eden her türlü etmenden uzaklaşmak için bire birdir Destin. Kış sezonun da bir çok tatil beldesi gibi kabuğuna çekilir ama aylar Mayısın ortalarını gösterdi mi Destin’de güneş parlamaya başlar.. İşte biz de güneşin parlamaya gittiği aylarda Destine uğradık. Sahilinden başlamak gerekirse, hatta kıyaslama yapalım, özel bir plajı yok kıyı boyu bizim tabirimizle halk plajı istediğiniz yere gidip çökebilirsiniz. Hatta öyle bir yer var ki yazının sonlarına doğru ekleyeceğim ada gibi bir bölge de güneşlenebilirsiniz.

    ’da fırtına eksik olmadığı için bazı durumlarda Sahildeki bayraklara göre hareket etmek zorundasınız nedir bunlar ? İki tane kırmızı bayrak gördüğünüzde Sahile giremessiniz demek ki sağlam bir şey geliyor.. Tek kırmızı bayrak gördüğünüz de Yüksek Tehlike anlamına geliyor ki aramızda sörfçü var sa (biz değiliz) şemsiyenin altına gidip oturması gerekiyor. Sarı renkli bayrakta Orta dereceli tehlike hafif sörf ve diğer vakalar olabilir anlamını taşıyor. Yeşil bayrakta, rahat olun birşey olmaz manasında ve son olarak Mor bayrak denizanası ve bunun gibi yaratıklar olabilir demek. Bayrak işini fazla uzattım ama bilginiz olsun bütün sahiller için geçerli olan bir sistem bu. Fazla yüzdük hadi yemeğe gidelim.

    Harbour Walk’a doğru gidiyoruz (Destinin başlangıcı)  ve burada bir çok restoran bulunmakta ister balık isterseniz et yiyebilirsiniz. Özel olarak mekan tavsiyesi için Captain Kidd’s Seafood Buffet öneririm. Ha yok ben açık büfe seviyorum derseniz Harbour Walk’un aşağısında Golden Coral var burayıda deneyebilirsiniz. Yedik, içtik doyduk. Sırada eğlence var gece nereye gideceğiz ? The Swamp‘a gidebiliriz Okaloosa Adasının Boardwalk’unda bulunuyor.

    Ama benim tavsiyem Nightown deneyebilirsiniz ya da AJ’s hepsi Harbour Walk’un etrafına konuşlanmış durumda. Eğer günlerden Çarşamba ise Overboard’a gidebilirsiniz çünkü Avrupa Gecesi düzenleniyor bir çok Avrupalı ve Destin genelde Overboard’da oluyor. Yalnız ’nın en büyük sorunu Ulaşım, eğer araba yoksa bu saydığım yerlere gitmeniz çok zor olacaktır. Ayrıca gün içinde  Big Kahunas’s Su Parkına gidebilirsiniz ve suyun tadını burada çıkarabilirsiniz. Küçük bir not; bu parkta yaz aylarında çalışan bir çok Türk cankurtaran bulunuyor zaten görünce tanıyacaksınız. Biraz daha Panama City’e giden yolda ilerliyoruz ve sol tarafımız Silver Sand Outlet kalıyor. Outlet denince akla gelen ucuzluk tabii bir çok ünlü markayı bu Outlet’te bulabilir ve piyasa fiyatının altında alabilirsiniz biz çok aldık. Buna ilave Destin’s Commons da diğer bir alışveriş merkezi ve daha iyi markalar var Abercrombie, Hollister, American Eagle gibi markaları sevenleri Destins Commons’aalıyoruz.

    Hazır Panama City yolu üzerindeyken dünyanın en geniş gece kulübü olduğunu iddaa eden La Vela’ya akşama doğru uğruyoruz. Giriş 15$ tabii 21+ için, içerisi 5 bölüme ayrılmış her bölüm farklı müzik çalıyor biz beğenmedik.. Seveni vardır illaki. Havuz kısmı gündüzleri güzel oluyor ve yarışmalar düzenleniyor Bikini yarışması vs gibi. Yok ben almam diyorsanız geri Destine dönüyoruz ve Destin’den Ft. Walton Beach’e gitmek istiyoruz diyelim sadece aramızda 10 dakikalık bir yol var. Ft. Walton Beach’i başka bir yazımda anlatacağım. Sizi de hala Destin de mahsur bıraktık. Yazımın başında bahsettiğim adacığı biz çok sevdik görmek için buraya tıklayınız.

    Ben bu Destin’i çok merak ettim canlı olarak görmek istiyorum diyorsanız buraya , diğer bir görüntü için şuraya ,

    gezgezyaz.com’un çektiği fotoğrafları görmek için ise buraya geliniz.

     
  • floridian 18:00 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: amerika, , miami gezisi   

    Florida : Miami Gezisi 

    Olmadı bir de Miami yapalım diye çıktığımız bu gezimizde yol boyunca epey yorulduk çünkü 3 uçak değiştirdiğimizi var sayarsak ünlü abimiz Will Smith’in “Welcome to Miami” şarkısını bile inerken dinlemeye mecalimiz kalmadı. Miami Uluslararası Havaalanına indikten sonra kalacağımız yere nasıl gideceğimizi sorduk ve cevap en iyi yolunuz Taksidir yanıtı oldu. Taksi harici bedava shuttle’lar da varmış mesela Tri-Rail, Metromover, Metrorail’i kullanarak şehire ulaşabiliyormuşuz ki biz almadık ayrıca Miami’ye gitmek için Fort Lauderdale Havaalanına da ikinci bir alternatif olarak inebilir ve sonrasında Tri-Rail istasyonundan bedava  20-30 dakikada Miami’ye ulaşabilirsiniz. Bu arada Miami’de nüfüsun %65 Latin Amerikalı ve dil tahmin edebileceğiniz gibi İspanyolca. Bu yüzden gitmeden bir iki egzersiz yaparsanız çok da kötü olmaz. Evet artık Miami’deyiz ve birşeyler yapmak istiyoruz bu arada biz Miami Beach(Sahili) tarafında kaldığımız için İlk başta uzaklardan başladık ki en son Sahil tarafının tadını çıkaralım siz tersini de yaparsınız düzünüde seçim sizin.

    Miami Limanına doğru yol almaya başladık ve bir birinden şahane fotoğraflarımızı çektik ve geri dönüp biraz sahil de güneşin tadını çıkaralım diye havlularımızı aldığımız gibi South Beach’te boş bulduğumuz yere havlu attık! Kaldığımız yer sahile 1 blok uzaklıkta olduğu için ki tavsiye edebileceğim en iyi yer “Collins Avenue”. Bu bulvar üzerinde kalmaya gayret gösterirseniz sahile ve bir çok yere ulaşımınız yürüyerek olacaktır. Sahile gelelim, düşünüldüğü kadar özel bir sahil değil hatta bir önceki yazımda‘da dile getirdiğim bana göre bizim sahillerimiz daha güzel. Buradan alışveriş yapmaya gitmek istiyoruz ve Collins Avenue üzerinden Biscayne Blvd.’a doğru Aventura Mall’a gidiyoruz. Alternatif olarak, Bal Harbour Shops’a ya da bu beni kesmedi Dolphin Mall’agidebilirsiniz ama ve benim en çok tavsiye edeceğim hergün burada çadır kurduğum Lincoln Road Mall’a gitmenizi zaten gitmek zorundasınız tavsiye ediyorum.

    Pek fazla alışveriş yapmadık ve akşam yemeğimizi yemek için bahsetmiş olduğum Lincoln Road Mall’a geldik ve karnımızı deniz mahsülleri seçerek doyurduk. Tavsiyem çok para harcamamak ise Washington Ave. üzerindeki  Pizza Rustica’yı seçebilirsiniz ya da David’s Cafe sizin için güzel seçimler olacaktır. Orta derece bir bütçeyi yemeğe gömerim diyorsanız Larios on the Beach’te güzel bir yemek yiyebilirsiniz bu arada Larios’un sahibi Gloria Estefa’nın. Ben jet-set’im çok çok iyi bir yer olmalı hizmet kusursuz olmalı diyorsanız sizi 29th bulvarda ki Chef Allen’s'e davet ediyorum herşeyden tadımlık menü kişi başı 75$ ! Ama bence Miami’deki bir çok yer yemek konusunda çok başarılı ve yüksek fiyatlar vermenize gerek yok. Güneş battıktan sonra Ocean Drive’da dolaşmak bizim için en büyük zevklerden biri Okyanusa karşı bir çok restoranın bulunduğu aslında Okyanus gözükmüyor Sahile karşı demek daha doğru bir yer.

    Romantik bir akşam yemeği yemek isteyenler için tam yeri diyebilirim ve yemek sonrası biraz Miami gecelerine artık sıra geldi, bura en sevdiğimiz bölüm! Geceye Delano Hotelin içinde bulunan Rose Bar’da başlıyoruz burada bardaklar gül desenli yalnız cep yakan cinsten pahalı burada fazla kalmıyoruz bir çoğumuzun bildiği Mansion’a gidiyoruz eğer hotel’de kalıyorsanız otelin lobisinden Gece kulüplerine giriş için indirim kağıtları alabilirsiniz. Mansion’a giriş 20$. Bir geceyi burada değerlendirdikten sonra diğer gecenizce alternatif Nikki Beach’e gittik buraya girişte para vermedik arkadaşımızı tanıdıkları için normalde 20$ buraya da giriş. Yani bizim mantık tanıdığın varsa giriyorsun. Giriş ücreti vermeden gidebileceğiniz, Sushi Samba (Akşama kadar yemek daha sonrası club’e dönüyor, şovları görülmeye değer). Set’e de gitmenizi öneririm ama genelde yolda elinde o gece için broşür dağıtan kişiler oluyor biz bazen millet nereye biz oraya mantığı izledik güzel de oldu.

    Miami geceleri yaşayan bir şehir bu yüzden biz gündüzleri çok sıkıldık ve bol bol güneşlenip 1. derece yanık yaptık…

    Ben gezgezyaz.com’un çektiği az sayıda ki fotoğraflara bakacağım.

    Ben başka kaynaktaki fotoğraflara da bakacağım.

     
  • floridian 17:57 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: amerika, , pensacola, wat   

    Pensacola Beach gezisi 

    Büyük umutlarla gittiğim ama biraz hüsranla karşılaştığım bir şehir . Aslında ’yı ikiye ayırmak gerekiyor ve Beach. 1559 yılında kurulan Tristan de Luna tarafından kurulan , doğal felaketler ve yönetim şeklinin zayıflığı yüzünden başarısız olmuştur. Fazla tarih bilgisiyle sizleri sıkmak istemiyorum o yüzden ’da neler yaptik ve yapabilirsiniz bunlara değinelim. ’da biz sıkıldık çünkü yapacak hiç bir şey bulamadık. Arkadaşlarımın kaldığı yer şehir merkezine epey uzaktı bu yüzden her zaman belirtmiş olduğum eyaletinde arabanız yoksa ulaşım konusunda çok sıkıntı çekeceksiniz. Şehir merkezi (Downtown ) hayal ettiğimin dışında ufak ve küçük işletmelerden oluşuyordu bu yüzden bir New Yorkun Manhattını ya da Londranın Oxford Street’i hadi çok metropol oldu şehirler bir Miami‘nin Ocean Dr. havası kesinlikle yok bu yüzden resimlere kanmayın.

    ’da Deniz Hava Üssü bulunuyor zaten askeri aktivitelerin yapıldığı bir şehir. Şehir merkezinde eğlenmek istiyorsanız ki biz Perşembe gününü öneriyoruz çünkü diğer günler mekanlar gerçekten sinek avlıyor Seville Quarter adında bir gece kulübü var. Seville’nin içinde 5 adet ayrı müzik çalan bölümler var hangi müziği seviyorsanız ona girmenizi öneririz. Uzun süreli kalacaklar için genelde bu kültürel değişim programı oluyor yıllık Seville’e üye olup kart almanızı tavsiye ederiz çünkü giriş yanlış hatırlamıyorsam ya 5$ ya da 10$ giriş kartı iste 30$ ve başka para vermiyorsunuz. Uzun süreli kalacaklar için gayet makul bir seçim ama ben ’da uzun süre kalamazdım! Yaz aylarında bir çok Türk öğrenciyi semalarında görebilirsiniz. Genelde Fast-Food’larda çalışıyorlar. Zaten Pensacolayı bile şu anda ilk kez duyuyorsunuzdur. Batıdan bakarsanız Alabama eyalet sınırıyla sınırı yani Floridanin batıdan başlayan ilk şehiri.

    En alışveriş yapılabilir yeri Cordova Mall içerisi büyük ve bildiğiniz bir çok ünlü mağaza var yalnız gençler için Abercrombie&Fitch markası Pensacolada yok buna alternatif American Eagle, Hollister markaları var. Biz şöyle bir bakınıp alışveriş merkezinden çıktıktan sonra Ale House adındaki spor bar’a Türkiyenin maçını izlemeye gittik maçta Semihin son dakikada attığı golle bir üst tura çıktığımız maçtı tek Türk biz olduğumuz için haliyle mekandaki müşterilerden tebrikleri kabul ettik ve hatıra fotoğrafları çektirdik.

    Biraz güneşlenelim diye yola çıktık ve istikamet  Beach. Pensacoladan Beach’e gitmek yaklaşık 20 dakikamızı aldı ve Gulf Breeze’e giden yola girmeden sağdan Beach tabelasını izledik ve uzun bir köprüden sonra Sahil gişelerine geldik giriş 1$ arabayla. Her yer park yeri olduğu için arabamızı park ettikten sonra Beach’in şeker beyazı kumlarına serildik ve güneşlendik. Gittiğimiz gün Blue Angels (Mavi Melekler) adlı Amerikanın jet uçaklarının akrobasi gösterileri vardı ve bu yılda 2 kere düzenleniyormuş. Biri bizim olduğumuz Temmuz ayında Beach’te diğeri ise bahsetmiş olduğum Deniz hava üssü üzerinde. Açıkçası çok zor park yeri bulabildik normalde böyle değil ama sanki o gün herkes işinden izin alıp ya da işletmesini kapatıp sahile uçakların gösterisini izlemeye gelmişti. Biraz güneşlendikten sonra Beach’in hemen Meksika Körfezinin karşısında bulunan dükkan ve restoranların bulunduğu yere geliyoruz (Harbour Walk). Burada ne yiyebiliriz diye tartışırken Ercan Bey ile tanışıyoruz. Beach’de Restoran ve Hediyelik eşya satan dükkanları var ve gidince mutlaka uğramanızı öneririm. Güzel menüsünden bize tavsiyeler verdikten sonra Et yemeğini seçiyorum ve üstüne baklava ile çay ikramları başlıyor. Buradan selam olsun kendisine!

    Beach’te tavsiye edebileceğim Capt’n Fun adlı kulüp bar karışımı bir yer idare eder. Ayrıca yemek için Hooters’ıda deneyebilirsiniz. O kadar büyük yerler olmadığı yapacağınız aktiviteler sınırlı durumda.

    * Uzak durmanız gereken daha doğrusu fazla ortada dolaşmamanız gereken yer Brownsville : 90 karayolundan D Street (caddesi) ‘den Mobile otobanına bağlanan bölge buralar tehlikeli ısırabilirler.

    * Ya o kadar yazdın da neresi kardeşim bu neye benzer diyorsanız, Pensacola resimleri için buraya tıklayın.

     
  • floridian 17:54 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: amerika, , orlando hakkında,   

    Orlando gezisi 

    Uzun zamandır Orlando gezimiz hakkında bir şeyler yazmak istiyordum ve o gün geldi çattı. Toplam 3 kişiyiz sabah 5  civarı İstanbul Atatürk havaalından başlayan yolculuğumuz 2 aktarmalı ilk aktarmamızı İtalya Milano da yapıyoruz ve 4 saate yakın bir süre Malpensa havaalanında bekliyoruz. Buradan tekrar toparlanıp 9 saatlik bir New York uçuşuyla birinci aktarmamızı tamamlayıp gümrükten geçmek için sıramızı bekliyoruz bu arada 2 saat sonra New Yorktan Orlandoya uçağımız var. New York JFK havaalanında güvenlik maksimum derece de aslında bu tüm Amerikadaki havaalanları için geçerli ve bu üst düzey güvenlik aramalarından sonra gümrükten geçip New York’tan Orlandoya gidecek olan uçağımızın kapısını bulmak için dostlarla ilerliyoruz.

    Kapıyı bulduktan sonra biniyoruz ve 2 buçuk saat sonra Orlandoya iniyoruz ama biz işte burada bitiyoruz! Uçuşumuz beklemelerle dahil 25 saate yakın bir süre tuttu. Uzun süreli kalacağımız için bu uzun süreli uçuşu alttan alıp konaklayacağımız yere gidiyoruz. Şimdi kardeşim bize Orlandoyu anlat napalım sizin uçuşunuzu diyenler olabilir, çok aktarmanın zararlarını anlatmak istedim :) .Orlando gereğinden fazla sıcak bir şehir zaten inince hava değişimini çok iyi anlıyorsunuz. Nem almış başını gitmiş genelde her gün sağanak yağış yağar ama hava 30+ derecedir. Orlandoya gitmeden yanınıza bir şemsiye almanızı şiddetle tavsiye ediyoruz ya da oradan alabilirsiniz. Orlandoda ulaşım çok zor hatta imkansız bu yüzden herkesin arabası var ama turla geliyorsanız sorun olmaz. Bizim gibi münferit gidenlerin araba kiralamasını öneriyorum çünkü en iyi yol bu. Ben toplu taşımayı kullanacağım diyorsanız gitmeden Lynx (Otobüs) sistemine bir bakın derim gezi planlarınızda gideceğiniz yerler var mı diye..

    Nerelere Gidilir ?

    Orlando da Disneyin eğlence parkları, Universal Studios, Islands of Adventure,  SeaWorld bulunuyor. Disneyin birbirinden ayrı olarak Mgm Studios, Magic Kingdom, Epcot, Animal Kingdom parkları var. Bana göre en güzeli Epcot çünkü parkın içinde bir çok ülke var ve her alan bu ülkelerin kültürüne göre inşaa edilmiş. Yani Fransa bölgesine girdiğinizde kendinizi her anlamda Pariste hissediyorsunuz aynı şekilde İngiltere, Meksika, Almanya.. bir çok ülke mevcut isterseniz bu ülkelerin yemeklerinden de yiyebilirsiniz(pahalı) ama parka girdiğinizde müşteri hizmetlerinden rezervasyon yaptırmanız gerekmekte. Ülkeler dışında Epcotta rollercoasterlarda mevcut. Disneyin parklarını tanıtmaya başlamışken Animal Kingdom da hayvanlar ve şovlar var burada da Asya ve Afrika olarak ikiye ayrılmış bir park aynı zamanda Everest diye tersine giden bir hızlı trende var. Mgm Studios’ta sadece Aerospace rockn’ roller coaster ve Star Wars simulasyonu mevcut. Tabii ben şimdi burada 2 tane şey söyledim de parkı bitirmek 5-6 saatinizi alacaktır bunlar sadece benim sevdiklerim. Magic Kingdom da o ünlü Disney Film ve Çizgi Filmlerinin başlangıcındaki Kale var hani 2 havai fişek kalenin üstünde birleşiyor ya işte o :) .  Disneyden sıkıldık biraz da Universal Studios’u incelemeye alalım.

    En çok eğlendiğim parklardan bir tanesi çünkü içerisinde adrenalin adına bir çok “ride” demek istiyorum ama tam olarak türkçesi olmadğı için “bineceğiniz” bir çok “şey” var.  Man in Black’e binip eliniz de tabancayla karşınıza çıkan canavarlara ışın atarak puan kazanabilirsiniz ya da buradan çıkıp Mumya’ya girip karanlıkta hızlı trene binip biraz adrenalin yaşabilirsiniz. Bunların haricinde Shrek hastalarına 3D gözlüklerle 15 dakikaya yakın animasyonu izleyebilirsiniz. Bu arada ilk kez 3D bir film izleyecekseniz salonun neresinde oturursanız oturun görüntü hep önünüzde oluyor en sağda oturupta aa en güzel yere oturmuşum demeyelim :) .  Ayrıca Acun Ilıcalının eskiden sunmuş olduğu “Fear Factor” burada var bu tarz şovların hep belirli saat aralıkları var bunları öğrenip ona göre parkın diğer kısımlarını gezmenizi tavsiye ederim yoksa bir taraftan diğer tarafa gitmeniz epey zaman alıyor. Ayrıca girişte parkın planını gösteren broşürü alarak bir kısmı bitirip diğer kısımlara gitmenizi şiddetle tavsiye ederim.

    Gene Universal Studios’un hemen yanında bulunan Islands of Adventure parkını unutmamak lazım esas eğlence üniteleri burada. Ayrıca bu park hakkında yazı yazmıştım buradan bakabilirsiniz. İki parka aynı gün gitmenizi tavsiye ediyorum daha ucuz oluyor sabah Islands of Adventure’a gidip 9 gibi öğlen 1 gibi Universale geçerseniz sizin için yeterli olacaktır. Bu parklara ilaveten hayvanların birbirinden güzel şovlarının sergilendiği SeaWorld’e gittik ve her türünden hayvanın belli aralıklarla şovlarını izledik gerçekten görülmeye değer ayrıca bu üstte saydığım parkların hepsinin sonunda havai fişek gösterisi oluyor Universal Stüdyoları hariç.. ve gene ayrıca bu parkların hepsine gitmek isterseniz cebinizi biraz zorlıyacaktır ve yaklaşık bir parkın girişi 100$ ‘a yakın. Biz bu parkların hepsine bedava girdik çünkü bir tanıdığımız bu parklarda Menejer olarak çalıştığı için bedava bilet vermişti. Kısa süreli gelecek olanlar için bu parklardan Universal Studios ve Epcot’ı seçmelerini öneririm. Parklarıda bitirdikten sonra Kissimmee’de (Orlandonun içinde bir şehir) Oldtown adlı 60-70lerin ürünleri, şekerleme dükkanları, yemek ve yapılarında bu yıllara benzediği küçük bir yere gittik küçük lunapark gibi yerleride var bizi sarmadı açıkçası ama seveni illaki vardır. Cuma akşamları eski model motosiklet ve arabaların geçiş töreni tarzı bir gösterileri oluyor belki ilginizi çekebilir.. Orlando eğlence şehiri tabii bunların yanında Orta Çağ “Medievel Times” adında at üzerinde gladyatörlerin gösterisinide izleyebilirsiniz gösteri yemekli ve çatal bıçak yok her şey orta çağa özgü önünüze bir but tavuk geliyor ve elle götürüyorsunuz aynı zamanda arenanın her kısmı bir rengi temsil ediyor bu renklerin anlamı gladyatorlerin her biri bir renk yani hangi kısıma oturmuşsanız  o gladyatore destek vermiş oluyorsunuz. Akşam 6 civarı başlıyor ve 2 saat civarı sürüyor.

    Alışveriş için ne yapmalıyım ?

    Belkide Orlandonun en güzel yönlerinden biri bir çok ünlü markaların fabrika satış mağazaları ya da büyük Outletlerinin olmasıdır bu da bize ucuz alışverişi işaret ediyor. İlk olarak Premium Outlet’e gidiyoruz. Kissimmee bölgesinde olan bu outlet içinde bir çok ünlü marka var ve gittiğinizde ilk olarak “Food Court” (Yemek Alanı) ‘a giderek 5$ ödeyip her mağazanın indirim kuponlarının olduğu tek bir broşür alıyorsunuz mesela Calvin Klein’den birşey alacaksınız bu broşürde % kaç yazıyorsa o kadar indiriminiz oluyor ve alışveriş yaptıktan sonra Calvin Klein – %20 yazan yeri mağaza görevlisi çiziyor bu demek oluyor ki o broşürdeki Calvin Klein indiriminiz bitmiş oluyor. Her mağazanın genelde indirimi var o yüzden gönül rahatlığıyla alışveriş yapabilirsiniz. Ödediğiniz 5$ sizi çok kar’a geçiriyor. Premium Outlette işimiz bittikten sonra Prime Outlet’e geçebiliriz tabii bunların araları yakın değil arabasız gitmeniz im-kan-sız ulaşım yok çünkü. Prime Outlet’te aynı Premium Outlet gibi yani çok farkı yok genelde aynı markalar var.  O yüzden sadece bir tanesine gitmeniz yeterli olacaktır. International Drive yolu üzerindede bir çok mağaza var buradada bir çok ürünü ucuz fiyata alabilirsiniz. Bu yüzden pazarlık yapmanızı öneririm. Bu iki büyük outlet harici bunların yavrusu olan Lake Buena Vista Outlet’i var. Kissimmee üzerinde bilginiz olsun çok fazla bir seçenek yok ama yinede alışveriş yapmak için şirin bir yer.

    Ne yenir ?

    Orlando da kesinlikle aç kalmassınız her adım başı yemek yiyebileceğiniz bir alternatif bulunmakta. Biftek sevenler için özel Biftek restoranları var. Tavsiye olarak Black Angus ama çoğu aynı kalitede. Fast-Food olarak Taco Bell’de quesadilladeneyebilirsiniz. Japon mutfağının en iyilerinden Kobe Restoranınada gidip masanızın önünde pişirilen sebze yada bifteklerden tadabilirsiniz hatta benim çok sevdiğim Chick-Fil-A da fast food olmasına rağmen güzel tavuk çeşitlerinden atıştırabilirsiniz.

    Nerede Kalınır ?

    Orlandoda kalmak için en güzel yer International Drive her yere aynı mesafede olmuş olursunuz burada özel olarak otel tavsiyesi yapmayacağım ama “inn” gördüğünüz bir çok yer size geceliği oda başına 49.99$ verecektir. Biraz daha güzel bir yerde kalmak istiyorum derseniz biraz araştırırsanız bu bölge üzerinde isteklerinizi karşılayacak bir konaklama bulabilirsiniz. Genelde turlar Metropolitan Hotel’e götürüyor diye biliyorum.

    * Havaalanında indikten sonra ulaşım konusunda taksi veya araba kiralama haricinde seçeneğiniz yok.

    * Yollarda  “unused tickets” kullanılmış bilet satan mağazalar görebilirsiniz. Buralarda Disney, Universal parkları için 5 günlük alınmış 3 günü kıllanılmış 2 günü kalmış biletler olabiliyor normalde kapıda 100$ a yakın olan biletler buralarda 35-40$ civarı satılıyor geri getirmeniz koşuluyla çünkü 2 gün kalmışsa 1 günü siz diğer günü başkası kullanması için ben kapıda kalanları gördüm bu yüzden fiyat olarak uygun olabilir ama bilet çalışmassa gününüz berbat olmasın. Önermiyorum.

    * Orlando da çektiğim resimlere bakmak için buraya tıklayınız

     
  • floridian 17:49 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: amerika, mickey mouse, , world disney world   

    Downtown Disney Orlando 

    Orlandonun eğlence mekanizmasının başını oluşturan Disney World parklarının dışında kendisine ait  “Downtown Disney” adında büyük bir alana kurulmuş şehir merkezi var. “Downtown Disney”deki gece kulüpleri 28 Eylül 2008′de kapandı ama yinede eğlenebileceğiniz bir çok yer var. “House of Blues” adındaki mekana giderek canlı müzik dinleyebilirsiniz ve güney mutfağının tadını çıkarabilirsiniz. Bazen ünlü müzisyenlerde “House of Blues” da sahne alıyorlar ve yolunuz “Downtown Disney (Disney Şehirmerkezi)”e düşerse bir gecenizi burada geçirmenizi tavsiye ediyorum.

    XX-Large bir popcorn ve en son çıkan bir filmi seyretmek mi istiyorsunuz ? işte tam olarak aradığınız yer AMC sinemaları. Vizyonda olan en son filmleri izleyebilirsiniz ama şaşırmayın salon biraz boş olacaktır. Çünkü “Downtown Disney”‘in ziyaretçilerinin %90′ı turistler oluşturuyor durum böyle oluncada tatil yapmak varken sinemaya gitmek düşünülmüyor ama biz gittik çünkü akşam 4 gibi “Downtown Disney”‘e gitmiştik ve yemek yemeden önce 2 saat geçirelim diye AMC’de film seyretme keyfini yaşadık. Orlandoyu temsilen hediye almak isteyenlere Disney karakterlerinin t-shirt, şapka, maskot, anahtarlık ve dahasının satıldığı bir çok mağazası var. En önemlileri arasında sayılabilecek “Planet Hollywood Orlando” tam olarak “Downtown Disney“‘in girişinde bulunuyor zaten dünya şeklinde olduğundan çok rahat göreceksinizdir. Planet Hollywood’u bilmeyenler olabilir, Hollywood filmlerinde kullanılan ünlü aktor ve aktrislerin giydiği yada kullandığı kıyafet, ekipmanlar var zaten girişte sizi Terminator karşılayacaktır hattası “Forest Gump” filminin ünlü gemisi bile Orlando Planet Hollywood’un hemen yanında bulunuyor. Akşam yemeği için en ideal yer bence Planet Hollywood ama önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor biz bu yüzden 2 saat sonra sonra gelin dedikleri için sinemaya girdik :) .

    Planet Hollywood Orlando t-shirtleri almak isterseniz içerisinde küçük bir mağazası var daha büyük mağazası ise hemen tam karşısında bulunuyor. Görkemli bir sirk gösterisi izlemek istiyorsanız “Cirque de Soleil”‘i ziyaret edebilirsiniz. Profesyonel akrobatların performanslarını sergilediği bu şov tabikii bedava değil en ucuz bilet $88 ve şov akşam 6pm ve 9pm ‘de 2 kere yapılıyor.

    Başka bir alternatifiniz ise DisneyQuest kapalı interaktif oyun parkı. 5 katlı bu kapalı oyun parkında 3D animasyonlu simulatorler, oyunlar ve buna benzer eğlence üniteleri bulunuyor üzülerek söylüyorum ki burayada giriş $40 sonra herşeyden yararlanabilirsiniz. Aslında çok önemli bir özelliği yok. Gece kulüpleri kapandığı için onların tanıtımını yapmayı gerek duymadım çünkü 28 Eylül 2008 tarihinde “Pleasure Island” isimli kısmında (bu arada Downtown Disney Batı-Doğu-Pleasure Island diye 3 e ayrılıyor) 4-5 tane gece kulübü vardı. Yemek için Planet Hollywood’u önermiştim buna ilaveten İtalyan mutfağı için Portobello, hafif snackler ve salatalar için Rainforest Cafe (Manzarası çok güzel), balık yemek için gemi görünümlü Fulton’s Crab House’a gidebilirsiniz. “Downtown Disney” büyük bir alana kurulu olduğu için ayaklarınız ağrayabilir bu yüzden batı tarafından doğu tarafına geçerken ya da tam tersi için ufak feribotu kullanınız göl üzerinde güzel bir manzara da fotoğrafta çekersiniz ve bu küçük tur bedava. Devasal logo maketlerinide görmenizi tavsiye ediyorum. 6-7 metrelik küçük legolardan yapılmış maketler turistlerin bir hayli ilgisini çekiyor.

    Şeker dükkanları ve tatlı dükkanlarına rabet epey fazla içeriye girdiğinizde dışarının sıcak havası bir anda kendini çikolata havasına bırakıyor tatlılar $4-10 civarında. Aslına bakılırsa Disney’in hizmetleri pahalı. Orlando içindeki bir McDonald’s taki menü $6 Downtown Disney’de aynı menü $9 bu yüzden sadece dolaşmanızı tavsiye ederim.

    * Fotoğraf albümümdeki Downtown Disney Fotoğrafları için buraya tıklayınız.

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
esc
cancel