Tagged: akdeniz RSS

  • floridian 18:20 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: akdeniz, , gemi seyahati,   

    İtalya – Trieste 

    Bir yaz akşamı İstanbuldan Çeşmeye gitmek için yola koyulduk çünkü İtalyaya bu sefer uçakla değil Cruise ile gidiyoruz ! Çeşmeden hareket eden gemimiz ile 2.5 gün süren yorucu seyehatimiz sırasında bol bol yemek yeme ve masa tenisi oynama ile geçti.. Aynı zamanda gemide Digitürkten Adriatik denizi üzerinden Süperlig maçlarını izlemekte bir o kadar zevkli idi. 2.5 gün sonunda limana yanaşırken Triestenin nasıl bir şehir olduğunu limandan şehirine bakarak anlamaya çalışıyorduk.

    Tabi anlaması o anda mümkün değildi çünkü boş bir sokak ve “STOP” yazan bir yazı vardı. Sokakta insanlar yoktu ve birden abi biz boşa mı geldik muhabbeti yaptık. İner inmez birer city guide alıp en çok ziyaret edilen Miramare Şatosuna doğru yola koyulduk… Miramarenin görünümü gerçekten çok güzel tamamen doğal ve içerisinde ufak su yolları var aynı zamanda güzel bahçesini görmeden dönmek ayıp olur. Bu şato harici bir de San Guisto şatosu var. Biz gitmedik ama Miramare ile aynıdır diye düşünüyoruz. Siz gidin halka açık çünkü bu şatolar. Trieste kanalınıda mutlaka ziyaret edin diyeceğim ama demiyorum mecbur ziyaret ediyorsunuz zaten.. Triestenin fazla bir özelliği yok çünkü şehir küçük tamamen tarihsel bir yapı ve geleneği var.

    Bir çok kilisesi var. En ünlüleri Ortodoks klisesi olan Holy Trinity ile Basilica San Silvestro kiliseleri.. En güzel yanı alışveriş için tüm İtalyan dizayner mağazalarının oluşu ve fiyatlarının diğer şehirlere göre daha ucuz olması! Tavsiyem tüm markaların bir çatı altında satıldığı dükkanlardan alışveriş yapmanız. Paul&Shark; mağazası ülkemizdeki fiyatların altında ilgilenenler kaçırmasınlar.. Aynı zamanda güneş gözlükleri eşsiz ucuz 1 alana 2. si bedava kampanyaları var ünlü markalar için istediğiniz modeli bulabilirsiniz. Alışverişimizi biz burada noktaladık ve acıktık ve atıştırmak için birşeyler almak istiyoruz Marcado Coperto bizim için o an en iyi seçenekti. İçeride ne ararsanız bulabileceğiniz bir market ve gittiğinizde yaşlı bir amca vardı bizden selam söyleyin tabi hala varsa… Geceler Geceler diye giyinip fırladık sokaklara gene kimse yok bir tek biz varız. En güzel yaptığımız şey ne kadar gece kulübü varsa gezmek hepsine gittik beklediğimiz gibi değildi ama kötüde değildi.. Tor Cuchernaya girdik. İçeride eski bir hava vardı. Eski hava derken kalenin içinde olduğu için bize öyle geldi. Birşeyler içip başka bir yere gittik adı Tea Room. Biz gene acıktık tabi. Buraya gelmişken panini yemeden yemeden döneni ayıplarlar. Hemen siparişleri verdik hesap biraz kabarık geldi ama neyse.. Artık bizim gitme vaktimiz gelmişti.

    Limandan ayrılırken arkadaşlarla bu şehirin kafa dinlemek için eşsiz bir yer olduğunu konuştuk gerçektende öyleydi. Fazla kalınacak bir şehir değil ama. 2 gün yada 3 gün.. Biz 3 gün kaldık ve memnunda kaldık. Tabi 3 gün kalıp 5 gün yol çekmek hiç önermiyorum Cruise dedik eğlenceli olur bize daha çok yorgunluk oldu… Uçakla gidip buradan Milan, Venedik’e geçerseniz güzel bir İtalya tatili yapmış olursunuz.. Ciao..

     
  • floridian 18:17 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: akdeniz, , barselona, , katalunya,   

    İspanya – Barcelona 

    Kendimizi sahillerinin en güzel liman şehirlerinden birisi olan ’ya giderken bulduk.2 saatlik bir rötar sonunda uçağımız havalandı , yaklaşık 1-1 buçuk saatlik uçuştan sonra uluslar arası havaalanına indik.Ufak bir bavul probleminden sonra taksi ile şehir merkezinde bulunan otelimize doğru hareket etmeye başladık. Yaklaşık 20euro taksiye para verdik. Place de Catalunya yani ’nın tam merkezindeyiz. Barca çok büyük bir şehir değil, her yere ulaşım yeterince kolay.

    Taksilerin bir çoğunda GPS yok ama hemen hepsi gideceği yeri çok iyi biliyor ama yine de İngilizce bilmiyorlar yada bilip de konuşmuyorlar (Havaalanındakiler dahil olmak üzere). Biraz İspanyolca yoksa işin taksicilerle anlaşma kısmı biraz zor gözüküyor. Otelimiz Ciutat Vella, post modern dizayn edilmiş bir otel ve şehirin tam merkezinde küçük bir otel, gayet başarılı ve yardım sever bir frontdesk’e sahip.

    Otelimize bavullarımızı bıraktık ve hemen aç karnımızı doyurmak için açık bir yer aramaya başladık. Rötardan sebeple gece 12yi bulmuştu ve günlerden pazartesiydi. Açık yer bulmak oldukça zor olacaktı ki hemen Burger King bulduk, daldık içeri. Öğle saatlerinden beri aç olan midemizi doyurduk ve hemen 50 metre ilerideki Hard Rock Cafe’ye geçtik,eğlenmeye gelmiştik bu sıcak şehire. Birer içecek aldıktan sonra yorgunluğumuzu üzerimizden atmak için otel geri donduk sabah erken kalkmak için birbirimize söz verdik(Normalde öğleden önce kalkan yok aramızda).

    Ertesi gün oldu, tabi bizim erken kalkma olayı da her zamanki gibi yalan oldu.Sebebi çok basit keyfimize düşkün adamlarız. Öğle saatlerinde kalktık duş aldık hazırlandık ve şehir turuna başladık.Atladık bir taksiye, Sagra de Familia’yi görmeye gittik.Burası bildiğiniz bir kilise ama tarihe bitmeyen kilise olarak geçmiş.1800’lerde yapmaya başlayan Gaudi ön cepheyi yaptıktan sora bi kazada hayatini kaybetmiş ve kilise öylecene kalmış sonra gelenler ise yavaş yavaş yapmaya başlamış kilise bugüne kadar yapım aşamasında kalmış.Gezdik gördük, daha da bitecek gibi gözükmüyor. Bitirilememesinin sebebi de tarihi yaşatıp turist çekmek desek yalan olmaz. Biletlere 5euro öğrenci,10euro yetişkin olmak üzere para veriyorsunuz. Şehirin simgesi haline gelmiş bir kilise. Bu kilisenin tarihi ile ilgili ilginç bir not daha; Bu kilisenin en yüksek noktası 169 metre bunun sebebi ise oranın en yüksek dağının 170 metre olması ve yapanların tanrı’nın yarattığından daha yüksek bir şey yaratmak istemeyişleri…

    Sagra da Familia’yı gezdikten sora bu şehirin bi diğer önemli yeri de Christoph Colomb heykelinin bulunduğu liman bölgesine gitmeye karar verdik. Bu bölgede bir marina ve alışveriş merkezi bulunuyor.Gerçekten diğer şehirlerinin yanında ucuz bir yer. Aynı zamanda bu alışveriş merkezinin altında tapaslar var.Biranızı içip denizi ve insanları seyredebileceğiniz restaurant bar tarzı mekanlar.Burada dikkatinizi çekecek olan bir şey vardır ki oda marina ve limanın üstünden geçerek Montjuic dağına ulaşan bir teleferik. İlk günün sonunda yeterince zamanımız olmadığı için teleferik gezisini ertesi güne bırakmaya karar verdik ve La Ramplas‘dan otelimize doru yürümeye başladık.Bu cadde bizim istiklal caddesine benziyor.Sağlı sollu dükkanlar olan liman bölgesinden Place de Catalunya’ ya kadar uzanan bi cadde. Bu caddeyi arşınladıktan sonra meydan tarafına tekrar geri dönmüş olduk. Bu kadar gezintiden sonra karnımız her zamanki gibi acıktı. Oradaki restoranlara göz gezdirdikten sonra oranın en eskilerinden birisinde karar kıldık.Y emekten sonra otel de ufak araştırmalara giriştik ve sora geceye hazırlanmaya başladık.Tavsiye üzerine Cherry Pop isminde ünlü dedikleri bir gece kulübüne doru yola koyulduk bu yer Nou Camp yakınlarında bir mekan ancak şansımız yoktu ki kapalıydı biraz moral bozukluğunun ardından otele dönüp muhabbetle geceyi geçirdik.

    * Geceleri dikkat edilmesi gereken bi önemli La Ramplas üzerinde kendi showlarını sergileyen insanları izlerken dikkatli olun!! Dikkatten kasıt cepçilik.

    Ertesi gün dünyanın önde gelen futbol takımlarından birisi olan FC Barcelona ‘nın stadyumu Nou Camp’ ı ziyaret’e gittik gerçekten çok güzel bir stad. Ülkemizde rastlamadığımız şekilde size stadın her noktasını;soyunma odalarından yeşil sahaya, basın tribününden şeref tribününe, localardan müzesine kadar her yeri bir güzel gezdiriyorlar. Stad turunun ardından bir önceki gün yapamadığımız teleferik gezisini yapmaya karar verdik ve taksiye atladığımız gibi kendimizi uzun bir kulenin dibinde bulduk. Taksici yukarıya çıkmamız gerektiğini ve oradan teleferiğe binebileceğimizi söyledi ve bizde aynen öyle yaptık.Tüm şehri yukardan görmenize imkan veren bir tavsiye ederim.Teleferiğin gittiği dağda çok güzel bir manzaraya karşı birer içkimizi içtikten sonra çift yön biletimiz yanmaması için aynen geri döndük ama size bir diğer tavsiye biletinizi tek yön alin ve oraları biraz gezinin.(Teleferik belli bir saate kadar çalışıyor). Teleferikten dönüş yolumuzda turist haritalarında özellikle görülmesi gereken bir mekan olarak lanse edilmiş Aquarium var. Bizde merakımıza yenik düşüp 17euro verip girip bakalım dedik ancak balıklar çok da ilgimizi çekmedi(Balık gibi biz atladık aslında). Verdiğimiz paraya pekte değmedi açıkcası. Oradan sonra taksiyle otelimize geri döndük sebebi çok açıktı akşam yemeğinde Türkiye’den turla gelen arkadaşlarımız ile olacaktık hazırlandık ve arkadaşlarımızla buluşup az önce bahsettiğim restorana tekrar gittik. Bu mekanda San Gria içmenizi öneririm, bu konuda son derece başarılılar nede olsa yerel içkileri. Bu arada San Gria , özel yapılan bir kokteyl; şekerli ve çok hoş bir tada sahip ama yinede yavaş için çarpıyor,test edildi onaylandı.

    Biraz daha muhabbet devam etti ve akşamın ilerleyen saatlerinde otele döndük,gece daha yeni başlıyordu.Günlerden Çarşambaydı ve bi yerlerde mutlaka bi organizasyon olmalıydı. Cherry Pop da Erasmus Party olduğunu duyduk şansımızı tekrar denedik ancak mekan yine kapalıydı. Nedendir bilinmez boyunca 3-4 defa bu mekanın kapıları kapalı cıktı karşımıza ama eğlenmeye iyice odaklan
    mıştık taksici bizi güzel bi mekana götürebileceğini söyledi ve bizde tavsiyesine uymaya karar verdik.Liman tarafında Shoko adında güzel bi gece clubüne gittik.Herkes eğlencesine dalmış, deli gibi eğleniyordu aradığımızı sonunda bulmuştuk. Locamızı alıp eğlenmeye başladık. Bu süreçte bir kaç bayan arkadaş bulup bize eşlik etmelerini rica ettim, tabiri caizse anında damladılar masaya  Geç saatlere kadar içtik ve eğlendik o kadar içkinin bir sonucu da sarhoş olmak tabiî ki…O halde otele döndük ve eğlencemiz oteldede sabaha kadar devam etti…..

    * ’dada gece clublerin de biraz uyanık olmanız gerekiyor eğer clublerin konsomatrisleri gelirse yanınıza yandınız; hesabi gömüyorlar ve gidiyorlar.

    Perşembe sabahı olmuştu dönmemize sadce 1bucuk gün gibi kısa bi süre kalmıştı ve bu şehir de hiç alışveriş yapmamıştık. İşte bugün o gündü ya da o gün bu gündü (aynı şey)…Alışverişe gittik,birçok yere girdik çıktık, cüzdanları boşaltıp ellerimizi doldurduk.. Akşam saatleri olmuştu bu kadar alışveriş yeterliydi. Aldıklarımızı odaya bırakıp arkadaşlarımızla HardRock Cafe de akşam yemeğine oturduk. Hoş sohbet muhabbet derken gece yarısı oldu tekrar. Shoko’ya bi ziyaret daha yapıp yapmama konusunda kararsızdık ama ertesi gün yolculuk vardı, kendimizi fazla zorlamanın da anlamı yoktu.Biraz daha içtikten sonra otele donduk .

    Ertesi gün ufak bi toparlanma duş ve ardından havaalanı ve dönüş macerası başladı…

    Buğra tarafından yazılmıştır.

     
  • floridian 18:12 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: akdeniz, göl, italy   

    İtalya – Bellagio 

    İtalya gezimiz sırasında hiç hesapta yokken doğanın hakkını verdiği bize göre tek yer diyebileceğimiz Bellagio’ya haritada en uç nokta olarak gözüktüğünden dolayı uğrama gereksinimi duyduk. Como’ya çok yakın olan Bellagiooo tamamen bir doğa harikası! Çok küçük bir yer olmasına rağmen bir çok aktiviteyi yapabileceğiniz bir lokasyon.. Biz kış sezonunda gittiğimiz için havanın azizliğine uğradık ama biraz da macera dolu saatler yaşadık şimdi onlara başlıyorum.

    Comoyu gezdikten sonra Bellagioya vardigimizda Monte San Primo dağıyla karşılaştık ve Bellagio da araba vapuruyla Como’ya geçen biletçiye dağa arabayla çıkabilirmiyiz diye sorduğumuz da çıkarsınız ama dikkatli olun uyarısını aldığımızda açıkçası arabanın kar lastiklerinin olmayışı bizi biraz düşündürdü ama biz yinede pek takmayarak dağı tırmanmaya başladık tam olarak kaç yüz metre çıktığımızı hatırlayamıyorum ama şehir merkezindeki ısı 9 derece civarındayken en son -2 derece olarak görmeyi başardık :) .

    Yerler buzlu olduğu için dikkat etmeniz gerekiyor. En sonunda Alp dağlarını gören bir restoran bulduk ve restoran tıka basa dolu! Burada kimse yoktur diye düşündüğümüz dağda restoranın önü araba kaynıyordu. 2243630187_40cc72dee6Bizde restorana girerek Alp dağlarına karşı yemeğimizi yedik. Burada Steak almanızı öneririm ve hemen ardından birer Corretto aldığınızda steakin tadını çok güzel bastırıyor. Yemeğimizi yedikten sonra Monte San Primo dağının en tepesine çıkalım mı ? çıkmayalım mı ? tartışması yaparken en mantıklı olanı çıkmamayı ilk önce seçtik ama dayanamayıp tekrar çıkmaya devam ettik :) . En son Lecco’ya ulaştığımızda insanların snowboard ve kar’ın zevkini çıkarmak için geldikleri tesisleri bulduktan sonra arabamızı park edip. Lecco’da kar üzerinde fotoğraf çektirmeye çalıştık tabii bizim ayağımızda kar ayakkabısı yerine daha rahat kaymaya musait ayakkabılar olduğunu için ayakta durmak biraz zor oldu ama buna kesinlikle değdine garanti verebilirim. Buradan sonra daha çıkmayıp şehirin merkezine doğru gittiğimizde biraz bilgi almak için Tourist info’da durup yaz aylarında Bellagio’da Sailing, Kanu ve birçok aktivitenin yapıldığını öğrendik. Şehir gürültüsünden uzak, kafa dinlemek isteyenlerin Como’ya uğradıktan sonra Bellagio’ya doğru devam etmelerini kesinlikle öneriyoruz. Çünkü burası bir doğa harikası! Tamamen tatile değil ama Milano gezisi yaptığınızda ilk önce Como’ya buradan Bellagio’ya mutlaka uğrayınız. Ama araba kiralamazsanız Monte San Primoya çıkamassınız o yüzden araba kiralamanız şart! Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere..

    italy.map.bellagio bellagioview

     
  • floridian 18:11 on 02 June 2010 Permalink | Reply
    Tags: akdeniz, como lake, italya tur   

    İtalya – Como (Como Gölü) 

    İtalya notlarımıza bu sefer Como gezisiyle devam ediyoruz. Milanodan Gps ayarlarımızı yaptıktan sonra Como’ya yaklaşık 45 dakikada varıcaktık ki, yolda Diesel vb. tanınmış firmaların çok küçük outletlerini görür görmez her outlette durmaya başladık :) . Aslında fiyatlar Türkiyeye göre bu outletlerde epeyce uygundu(Diesel kotlar 50euro). Yol üzerinde zaten fazla mağaza yok müşteriside az hatta tek biz vardık çünkü unutulmuş bir yerde açılmış mağaza diyebilirim. Alışveriş yaptıktan sonra ünlü Como üne doğru sürmeye devam ettik. Bizim saatimize göre yaklaşık 1 buçuk saatte Como üne varmış bulunduk ama bize göre gölden başka pek yapılacak bir şey bulamadık o yüzden o kadar anlatabileceğim çok şey yok :) .

    Sadece yapılacaklar kısmında aklınızda bulunması gerekenler Villa Carlotta’yı ziyaret edip eğer çiçek ve bitkilere karşı ilginiz varsa bu lüks villanın bahçesinde tam 500 çeşit çiçek ve bitkiler sizi beklemektedir. Bizde haritamızda yazan Como’da yapılabilecek yerlere Villa Carlotta’yı gezdikten sonra 2. durağımız olan Villa Balbianello’ya doğru yol villa-balbianello2almaya başladık. Burasının benim açımdan büyük bir önemi var çünkü Casino Royale filminde gösterilen villa tam burası aynız zamanda Oceans’s twelve(12) filmi ve bitmedi Star Wars filmlerinede bu villa konu olmuştur. Gerçekten büyüleyici bir villa ün görüntüsü ve bahçe dizaynı insanı büyülüyor şahsen burayı çok zor bırakarak döndük :) . Bir sonraki durağımız ise bir şeyler içelim diye tavsiye edilen Enoteca Cava Turacciolo ! Şarap severler için farklı tadları bulabileceği bir mekan biz tabii Corretto hastası olduğumuz için Espressolu Grappa tercihimiz oldu.. Corretomuzu da içtikten sonra haritadaki son olarak görülecek yer olarak gözüken La Punta Spartivento’ya doğru yola koyulduk tabi bu herşeyi yapmak sevdası bizi yormaya başlamıştı ki daha Bellagio’ya gidecektik! Gerçi La Punta Bellagio yolu üzerinde :) En son olarak La Punta’ya ulaştığımızda tavsiye edilenin ün en güzel göründüğü yer olduğu yazıyordu biz ağaçtan fazla bişey göremedik ama o kadar da haksızlık etmiyelim aşağı doğru inince güzel bir görüş açısı var. Hemen yanında bir restoran var ve yemekleri çok güzel özellikle deniz mahsulleri.. Açık şarap servis etmiyorlar ya şişe alıcaksınız yada yarım şişe cümle oturmadı yalnız :) . Ve restoranın bu şekilde işlediğini öğrendikten sonra yolumuzun üstü olan Bellagio’ya doğru ilerliyoruz. Bellagio’ya ayrı bir notu olarak yer verdik çünkü bunu hakeden bir doğaya sahip. Bir başka gezide görüşmek üzere..

    images 800px-Villa_Balbianello_on_Como_Lake

     
c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
esc
cancel